Gümüşney  Anasayfa tasavvuf
ney resimleri bize ulaşın
ney hakkında





Bu resim Alman Müsteşriklerinden G. Rosen tarafından ilk defa Almanca'ya
    çevrilen Mesnevi içerisinde neşredilmiştir. Bu tercümenin ikinci tabını F.Rosen
   (1913) de Münih'te yayına çıkarmıştır. Aynı resim benzeri Konya'da A.Koyun-
    oğlu'nun kitapları arasındaki yazma Mesnevi içerisindedir.



                        İkinci devre, Mevlâna'nın Şems-i Tebrizî' nin tesiri altında kaldığı devirdir demiştik. Tebriz'den kalkıp                         Mevlâna'yı aramağa gelen Şems, Mevlâna'ya, zahir ilimlerle uğraşmaktan vazgeçip kendini batınî hayata                         vermesini kuvvetle telkin etmiştir.

                        Bu zamana gelinceye kadar başta İplikçi ve küçük Karatay medreseleri olmak üzere Konya'nın dört                         medresesinde tüccar, derici, kasap gibi esnaf tabakasına ders veren Mevlâna artık bu işlerden vazgeçmiş
                        ve kendini tamamen tasavvufa verip ney ve rebab esleri arasında tam bir vecd hayatı yaşamağa başlamıştı.

                        Başta Sadreddin Konevi olmak üzere Sıracüddin Ürmevî, İzzettin Sivasî, Abdülmümin Tokadî gibi şehrin                         tanınmış ilim simaları Mevlâna'nın bu hayat tarzını ve zaman zaman sema edişini hoş görmiyerek hattâ                         sema'ı bid'at sayarak kendisini tenkide başladılar  ve  Mevlâna'nın hayatında bu dönüm noktasına sebep
                        olan Şems hakkında türlü türlü  dedikodular yaptılar,hattâ bunların arasında Mevlâna'nın oğlu Alâeddin                         Çelebi de bulunuyordu. Bu dedikodular yüzünden Şems iki defa Konya'dan kaçmış sonuncusunda bir  daha                         Konya'ya dönmeyince Mevlâna onu aramak üzere Şam'a ve Tebriz'e gitmişti.

                        Mevlâna, Şems'in öldürüldüğüne veya ölümüne bir türlü inanamıyor ve bunu iddia edenlere :

                                                    O ebedî dirinin öldüğünü kim söylüyor,
                                                    Kim söylüyor ki o ümit güneşi ölmüştür.
                                                    O güneş düşmanı damın üstüne çıkmış,
                                                   Gözlerini kapamış da onun için güneş öldü diyor.     

   
                        Bu sıkı tenkit havası içinde Mevlâna dünya çapında şöhretini yapmıştı: On üçüncü asrın meşhur, bilgili şâiri                         Şiraz'lı Sa'dî'den Emir Şemseddin-i Hindî nadide bir gazel istediği zaman o, Mevlâna'nın şu gazelini takdim                         ediyordu :

                                                   Her an aşkın sadaları sağdan soldan geliyor;
                                                   Biz feleğe uymuşuz, seyretmek isteyen etsin.*

                                                                                     mevlana4  >>>